Elektrik piyasasında yasal gelişmeler

Cengiz Güneş / Enerji Yatırım Danışmanı

Cengiz Güneş
Enerji Yatırım Danışmanı

Meclisin kapanmasından hemen önce Elektrik Piyasası Kanunu ve ilgili bazı kanunlarda önemli değişiklikler yapılmıştır. On yılı aşan süreçte  halen yasal düzenlemelerin tamamlanmadığını ve izleyen dönem de yeni değişikliklerin yapılmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etmemiz gerekir. Gelişen piyasalarda değişikliklerin normal olduğunu belirtsek de başlangıçta yapılan hatalar ve piyasa simülasyonu yapılmadan salt liberalleşme güdüsü ile yapılan ve bütünü değil parçayı hedef alan değişiklikler, yeni değişiklik ihtiyaçlarını beraberinde getirmiş ve getirmektedir.

Kanun ile hedeflenen, şeffaf,mali açıdan güçlü,rekabete açık,istikrarlı,bağımsız bir piyasadan bahsetmek halen imkansızdır.Arz güvenliği ve regülasyon riski ile kamunun hakim gücü ve maliyeti yansıtmayan fiyatlar(çapraz sübvansiyon) sürmektedir.Bir başka deyişle Kanun çıkmadan önce Kanunun çıkma gerekçesi olarak sunulan; rekabetin bulunmaması,faaliyetlerin birlikte yürütümü,yeterli arzın sağlanamaması,kamusal ağırlık,yüksek maliyetler,maliyeti yansıtmayan fiyatlandırmalar,özel sektörün pazara sınırlı girişi,yüksek kayıp kaçak oranları,hukuki altyapısı tam hazırlanmayan özelleştirmeler, gibi unsurlar büyük oranda sürmektedir.Tüm bu unsurlar sürerken hararetle empoze edilmeye çalışılan elektrik borsası tartışması ise kelimenin tam anlamı ile elektrik piyasasının gelişimini anlamamaktır.Serbest arzın ve rekabetin bulunmadığı,özelleştirmelerin tamamlanmadığı,ikili anlaşmaların belli bir büyüklüğe ulaşmadığı ve fiyatın sinyal özelliğinin olmadığı bir ortamda bırakın borsadan,piyasadan bile bahsetmenin mümkün olmadığı iktisat biliminin en temel bilgisidir.Sonuçta denetlenebilir ve denetim sonuçlarına göre önlemlerin alındığı, Kanun da belirtilen hedefleri gerçekleştirecek bir düzenleyici kurum ve piyasa ufukta gözükmemektedir.Özel sektörün ise yüksek talep artışı sürecek ve arz yetmeyecek,fiyatlar yükselecek düşünceleri ile kuruluş yeri,ölçek büyüklüğü,teknoloji,ÇED durumu,bağlantı ve yakıt cinsi analizi yapmadan önüne gelen  projeye talip olduğu ve başvuruların halen sürdüğü görülmektedir.Proje yönetiminde de hatalar yapıldığı herkesin malumudur.

2. Değişiklikler

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanuna ek madde eklenerek; özelleştirmelerle ilgili yargı kararlarının uygulanmaması konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. Bakanlar Kurulu bu konuda ilk yetkisini kullanarak Oymapınar Barajının özelleştirilmesi konusundaki yargı kararının uygulanmamasına karar vermiştir.

4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa geçici madde eklenmiştir. Bu düzenleme ile özelleştirmelerle ilgili devir, birleşme, bölünme, kısmi bölünme işlemleri kurumlar ve katma değer vergisinden müstesna tutulmuştur.

3213 sayılı Maden Kanununa eklenen geçici madde ile 2840 sayılı Kanun kapsamına dahil olan linyit sahalarının 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanuna göre Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından özelleştirilmesi hükme bağlanmıştır.Böylece linyit santrallerine bağlı linyit sahalarının özelleştirilmesinde 4046 sayılı Kanun geçerli hale gelmiştir.

Daha önce EPDK yetkisinde bulunan dağıtım şirketlerinin denetimi Bakanlığa verilmiştir. Bakanlık bu denetimi bu konuda ihtisas sahibi olan kamu kurum ve kuruluşlarına yetki devri suretiyle veya yetkilendireceği denetim şirketlerine hizmet satın almak suretiyle yaptırabilecektir. Yaptırım uygulama yetkisi EPDK kalmıştır. Denetimde uygulamada özellikle cezai yaptırımlar konusunda uyuşmazlıklar yaşanacaktır.Denetimi icranın yapması ve düzenleyici kurumun bu denetim sonucuna göre yaptırım uygulaması,düzenlenen piyasaların işleyiş sistematiğine ve amacına aykırıdır.Zira tafife unsuru olan yatırımlar EPDK tarafından onaylanmaktadır.Diğer taraftan EPDK’nun denetim konusunda gerek alt yapı gerek insan kaynakları açısından yeterli olmadığını belirtmek gerekir.

Yeni düzenlemenin şematik akışı şu şekildedir:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Elektrik Piyasası Kanununun 14 üncü maddesinin beşinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.Bu değişiklikle elektrik üretim tesislerinin özelleştirme gelirleri bütçe geliri olarak işlem görecektir.

4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 12 nci maddesi değiştirilerek Danıştay, Kurul Kararlarına karşı açılan davalarda ilk derece mahkemesi olmaktan çıkarılmıştır.

Doğalgaza dayalı elektrik üretim yatırımları teşvik kapsamından çıkarılmıştır. Rödovanslı maden yatırımlarında işveren kamu kesimi veya iştiraki ise teşvik vardır.Kategori C  dışında kömür çıkarılmasına yönelik yatırımlar teşvik edilmemektedir.Ana yatırım konusu tesis ile yapılan enerji tesislerinden doğalgaza dayalı olmayanlar, tesis kurulu gücü ile orantılanarak kısmi teşvikten yararlanacaktır.Model yatırımlar (YİD,Yİ)kurumlar vergisi ve muhtasar indiriminden yararlanamayacaktır.

YEK teşvikinde yerli aksam tanımı değiştirilerek daha önce tamamı yerli üretim olduğunda yararlanılması öngörülen teşvik,kısmi olarak uygulanabilir duruma getirilmiştir. Yerli aksam tanımı; bütünleştirici parçalarının yerli aksam oranları bazında en az %55’i yurt içi katma değerle üretilen aksam,olarak değiştirilmiş ve bu oranı sağlayan yatırımcıların teşvikten faydalanmalarının yolu açılmıştır. Beş yıl uygulanacak bu teşvik ile ilgili yerli sanayinin kurulması amaçlanmış olsa da teşvik tutarının yan sanayiye değil, ana yatırımcıya ödenmesi aslında örtülü olarak yenilenebilir kaynak ile üretilen elektrik enerjisinin alım tutarının teşvik edilmesi anlamına gelmektedir. Yan sanayinin gelişmesi sınırlı kalacaktır.

2012/15 sayılı Başbakanlık Genelgesi  ile kamu kurum ve kuruluşları (Belediyeler ve il özel idareleri hariç) ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait şirketlerin, kendi mülkiyetlerinde veya tasarruflarında bulunan taşınmazlarıyla ilgili olarak; kamu kurum ve kuruluşları, vakıf, dernek veya bunların şirketlerine, gerçek veya tüzel kişilere; satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir vb. her türlü tasarrufa yönelik işlemleri için Başbakanlıktan izin alınması esası getirilmiştir. Söz konusu Genelge, enerji yatırımları açısından işlemleri yavaşlatıcı bürokratik sonuçlar doğuracaktır. Mevcut durumda zaten uzun bir zaman alan yatırım yeri ile ilgili hukuki süreç, daha da uzayacaktır.

Taliplilerin devir bedellerini ödeyememeleri nedeniyle teminatları nakde çevrilerek daha önce iptal edilen bölgelerden Akdeniz, Gediz ve Boğaziçi dağıtım bölgeleri tekrar ihaleye çıkmıştır. Ayrıca daha önce ilana çıkan ancak yeterli teklif gelmediği için iptal edilen, Elektrik Üretim A.Ş.’ye ait Hamitabat Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. deki %100 oranındaki hissenin, “blok satış” yöntemi ile özelleştirilmesi için tekrar ilana çıkmıştır. Aynı zamanda ilana çıkılan bu tesisler için finansman bulunmasında sıkıntı yaşanması ihtimali söz konusudur.Başkentgaz ile ilgili olarak yapılan yasal düzenlemenin ardından ÖYK Kararı yayınlanarak şirketin %100 hissesinin özelleştirilmesi kapsam ve programa alınmıştır.

Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 344 ve 459.maddeleri uyarınca yapılması gereken sermaye artışlarında nakden taahhüt edilen payların itibarî değerlerinin en az yüzde yirmi beşinin tescilden önce, gerisi de şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde ödenmesi hükmü elektrik üretim tesislerinde lisansın uygun bulma koşulu yönünden (özellikle büyük kurulu güçlerde ve birden fazla tesise yatırım yapan gruplarda) uygulanması zor bir durum yaratmıştır.Bu açıdan 4628 sayılı Kanuna elektrik üretim tesislerinin sermaye artışlarının TTK hükümlerindeki ödeme sürelerinden muaf olduğuna ve bu konuda EPDK’nun Yönetmelikle düzenleme yapacağına dair hüküm sevk edilmesi gerekmektedir.

Sonuç

Yapılan düzenlemelerde eksik ve aceleye getirilen düzenlemeler vardır.(Örneğin; teşvikler) Özelleştirmelere ilişkin düzenlemeler bütünlük içinde geçmemiştir. Dağıtım şirketlerinin denetimine ilişkin düzenlemede Kurul’un denetim raporundaki tespitlere katılmaması durumu net değildir. Regülasyon uygulamalarında tarifeyi onaylan kurumun denetim yapması ve yaptırım uygulaması bütünlüğü söz konusudur.Yönetmelikte bu konular ve denetim kriterleri azami ölçüde belirlenmeli ve yetki çatışmasına yer vermeyecek şekilde yönetmelik bir an önce yayınlanmalıdır.

EPDK’nın yarı yargısal kurum özelliği kalmamıştır. Denetim düzenlemesi ve Bakanlığın EPDK’nu denetleme yetkisi çerçevesinde, EPDK’nun bu konuda icranın etkisine girdiğinden bahsedebiliriz.

Teşvik uygulamalarında arz güvenliği açısından enerji sektörü yatırımları stratejik yatırım kapsamında olmalıdır. Doğalgaza dayalı santrallere teşvik verilmemesi daha önce teşvik alan devir amaçlı lisans sahiplerini avantajlı konuma getirmiştir. Uygun bulunmakla birlikte BKK öncesinde henüz lisansa bağlanmayan projelerin durumu ise belirsizdir. Münhasıran yatırımların enerji ihtiyacını karşılamak üzere gerçekleştirilecek doğalgaza dayalı olmayan enerji yatırımlarının, tesis kurulu gücü ile orantılanacak kısmının teşvikine dair düzenlemenin uygulaması ise mümkün değildir.

Yerli katkı payı uygulamasına ilişkin yeni düzenleme ile teşvik uygulaması amacından sapmıştır.

Arazi tahsislerine ilişkin Başbakanlık Genelgesi  ise her ne kadar yasal düzenlemelerin üzerinde olmasa da uygulamada yatırımların yapılmasında gecikmelere yol açacak sonuçlar doğuracaktır.

Dağıtım özelleştirmelerinin hem de pazar payı olarak büyük bölgelerin bir arada ihaleye çıkarılması ve buna üretim özelleştirmelerinin(Hamitabat)eklenmesi piyasa genelindeki finansman ihtiyacını artıran bir özellik taşımaktadır. Finansal piyasaların belirsizliğini koruduğu bir konjonktürde devir bedellerinin finanse edilmesinde yine sıkıntı yaşanması söz konusu olabilecektir. Çünkü sadece dağıtım özelleştirmeleri değil,otoyol,elektrik üretim,köprü vb. özelleştirmelerde finansman arayacaktır.Bu açıdan özelleştirmelerde zamanlama  başarı açısından en önemli unsurdur.

Görüldüğü üzere yapılan değişikliklerde bir bütünlük söz konusu değildir. Enerji sektörü düzenlemelerinin piyasa yönelişlerini düzenleyen, piyasanın etkin ve verimli çalışmasını ve yatırımların artmasını hedefleyen kalıcı düzenlemelere ihtiyacı vardır. Mevzuat değişikliklerinde geriye yönelik uygulamalar projelerin nakit akışını doğrudan etkileyen sonuçlar doğurmaktadır. Bu durum ise piyasalaşma yolundaki en büyük risk olarak görülmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir